HATA VE PİŞMANLIK ÜZERİNE

Hata var mıdır? Yanlış var mıdır? Pişmanlık olmalı mıdır?

Kimse bu sorularla ilgilenmez. Halbuki çok önemlidir.

Yazılarıma başlamadan önce gönlü kırıklara, pişmanlık içinde olanlara, yaptıkları hatalar yüzünden üzgün olan, kendilerini suçlamadan duramayanlara değinmek istedim.

Gönüllerine su serpmek istiyorum. Yaraları şifalandırmak istiyorum.

Unutmayın!!!!HATA YOKTUR! SADECE DENEYİM VARDIR!

Bu kabul edilemez gelebilir. Bu iyi-kötü kavramlarını sabote edebilir gibi geliyor olabilir.

İşin özü, sizin hata dediğiniz şeyler, günah dediğiniz şeyler tanrının gözünde bir çocuğun yaptığı ufak haylazlıklar gibidir. Asla bunlara takılmaz ve asla sizi bu konularda yargılamaz.

İşin bilinç boyutundan baktığımızda beyniniz süper katmanlı çok gelişmiş bir bilgiyasar gibidir. Daima olacak şeylere önceden erişimi mevcuttur. Kuantum boyutta bilinç ışık hızını aşabilen bir doğa kanunudur. Spiritüel boyutta yapacağın hatayı üst benliğin önceden analiz eder duruma göre seni “hata” ya yönlendirir veya ondan uzak durur.

Bu başımıza gelen bir çok olayda da böyledir. Kimse istemeden bir talihsiz kaza geçiremez. Eğer başına gelmişse bir anlamı vardır. Bazen çok acemi biri kaza geçirmezken en usta şöfor kaza geçirir.

Burda mesele neden o kaza veya belayı çektik? Pişmanlık duymalı mıyız?

İşin aslı şu; hayatımızı büyük oranda etkileyen büyük bela, müsibetlerde mutlaka ruhunuzun/üst benliğinizin haberi vardır. Hatta bunları özenle seçtiniz. İşler iyi giderken, sağlığınız iyi giderken bir hastalık olsun istediniz, bir de bunu deneyimleyeyim dediniz. Tabi dünyaya gelirken herşeyi unutursunuz. O hastalığın sadece çirkin yüzüne odaklanırsınız, size kazandırdığı bilgelik ve anlayışın çoğu zaman farkında olmazsınız.  Ruhsal büyüme, olgunluk zor sınavlarla mümkündür. Kolay hayatları pek tercih etmez cesur ruhlar.

Geçmişte yaptığın hatalardan dolayı üzüntü yaşıyorsan, pişmanlık yaşıyorsan, günahlarından dolayı suçluluk duyuyorsan sana sesleniyorum. Bu yıkıcı duygularla başa çıkmanın tek yolu “bilinçli” olmaktır. Kendini suçlamak yerine araştırıp sorgulamalısın. Bazen sorun olarak gördüğün o problemler aslında çözümün takendisi olabilir. Eğer hayat maratonunda ilerleme kaydetmiyorsan, yerinde sayıyorsan sistem seni uyandıracak mekanizmaları devreye sokacaktır. Bunlar beklenmedik büyük bir hata, kaza, hastalık vs olabilir.  Ve tamda ihtiyaç duyduğun yöne seni evirecektir. Çok maddiyatçı gitmişsen maneviyata, çok maneviyatçı gitmişsen maddiyata yönlendirebilir. Varlıklı bir iş adamıyken batıp mütevazi şekilde sıfırdan başlatabilir. Tüm bunlar öngörüldü, doğru zamanda gerekli aksiyonlar aktive edildi. Birileri tarafından mağdur edildin, onunla mağduriyet konusunda kontrat yapmış olabilirsin. Bana şu zamanda şu kötülüğü yapabilir misin? Böylelikle hayatımda öğrenmem gereken bir dersi zor yolda öğrenmiş olacağım. Unutmayın tüm evrende biz istemeden bize zarar verecek hiçbir yapı yoktur.

Yine unutmayın dünyadaki herkese hata yapma ve o hatadan sıyrılma avantajı verilmiştir. En büyük günahları işleyenler de buna şahittir. Karma yasası herkesi içine almıştır. Sistem sonsuz şevkat ve gelişim üzerine kurulduğundan her bir bireyini dahil edecek şekilde geliştirir, kimseyi geride bırakmaz. Bunu da çoğu zaman diyalektik süreç dediğimiz çelişkilerden, zorluklardan yapar. Kısacası hatanı sev! Hatana teşekkür et, sana kattığı anlamı bulmaya çalış.

Peki ya günahlar? Bir ayette siz hata yapmasaydınız yerinizi hata yapan, ancak tövbe eden kullan getirirdim der. Bu işe dini açıdan da bakarsanız sonuç değişmez. Önemli olan hata veya günah değil sonrasında ibret alıp tövbe edip bir daha yapmamaktır der. İşin aslı günah işlemeyen yoktur. Herkesin tekamül sürecinde bir çok hayatlar boyu dinen günah sayılan bir çok eylemi yaptığını unutmayın. Bunlar gelişim sürecidir. Yanlışı bilmeden doğruyu anlamayan bir yapımız var. Zıddıyla anlarız, çoğu günah ve hata çoğu doğru ve iyi hareketten daha çok bizi geliştirmiştir. Bir çocuğun hayatında küçüklüğünde hata ve yaramazlıklar fazladır. Büyüdükçe daha makul hareketler sergilenmektedir. Yaşlandıklarında ise nerdeyse 0 hata yapacak kadar tecrübeye sahip olurlar. Dolayısıyla günahlarından dolayı pişmanlık duyuyorsan seni temin ederim ki pişmanlığın hiçbir faydası yok. Zaten pişmanlık duyuyorsan azat edilmiş sayılırsın. Zaten karma yasası gereği işin sonucuna katlanmışsındır ve bu pişmanlığı daha fazla üstünde tutmanın yararı yoktur. Temel felsefeden sapmayın. Hata, günah, pişmanlık yok! Deneyim ve tecrübe vardır. Herhangi bir konuda asgari şekilde alman gereken ders, anlayış ve biliş kadar hata veya günah işlersin. Üstüne izin verilmez. Yani aslında katil olacak kişide bellidir. Mağdur olacak kişide bellidir. Bir kediden aslan olmasını beklemezsin. İşin doğasında herkes gerektiği gibi rolünü oynar. Hayat denen bu tiyatro oyununda önemli olan oynamak ve rölun hakkını vermek. Hiç hata yapmayayım deyip oyundan çekinirsen hayat seni bilmediğin oyunlar içine sokar. Artık kendinle barışmanın zamanı gelmedi mi. Bakın diyorum her ne yaptıysanız iyi yaptınız! Başka yapabileceğiniz bir şey yoktu! Her ne olmuşsa iyi olmuştur. Her ne olacaksa iyi olacaktır. Kendinize yüklenmeyi acilen bırakın.

Yazıların devamı gelecektir…